Homeopatik Mitler  

homeopatikmitler   

 Mit 1: Homeopati kanıtlanmamış bir bilimdir.

Gerçek : Homeopati deneysel farmakoloji ve klinik verilere dayanmaktadır. Yıllar boyunca homeopatik ilaçlar çeşitli etkileri yönünden çok geniş olarak çalışılmışlardır. Bu klinik çalışmalar başta Almanya ve diğer batı ülkelerinde olmak üzere tüm dünyada yapılmaktadır. Homeopatik ilaçların fizik tabanı zayıf kalmakla beraber etkileri klinik çalışmalarla karşı çıkılamayacak derecede kanıtlanmıştır. Homeopatinin tüm prensipleri yıllar süren çalışmalarla denenmiştir.

Mit 2: Homeopatik ilaçlar sadece şeker içeren ve bu nedenle plasebo etkisi sağlayan, bünyesinde aktif madde barındırmayan tabletlerdir.

Gerçek: Homeopatik ilaçlar süt şekerinden yapılmış mercimek büyüklüğünde tabletlerdir. Süt şekerinden yapılması vücuda herhangi bir zarar vermemesinin yanında homeopatik ilacı daha kolay barındırabilir. Bununla birlikte, bu miktarlardaki süt şekerinin şeker hastalarına hiçbir etkisi yoktur. Diğer bir metot ise homeopatik ilacın sulu halde yapılmasıdır ki taşıma ve doz bölünmelerinde tablete göre dezavantajı olabilir. Diğer yandan homeopatik ilaçların etkilerinin plaseboya üstünlüğü defalarca kanıtlanmış bir gerçektir.

Mit 3: Homeopati yavaş etkili bir tedavi yöntemidir. Dolayısı ile akut durumlarda kullanılamaz.

Gerçek: Homeopati çok hızlı bir tedavi yöntemidir. Ancak kişilerin homeopatik tedaviye başvurmadan önce diğer tedavi yöntemlerini denemiş olmaları ev bu nedenle kısa sürede tedavi sağlanabilecek vakaların daha karmaşık hale gelmelerinden dolayı, bu aşamadaki tedavi biraz zaman almaktadır.

Mit 4. Homeopatik ilaçlar mucizevidir ve her hastalığı iyileştirebilir.

Gerçek: Homeopati de diğerleri gibi bir tedavi yöntemidir ve limitleri vardır. Limitleri diğer tedavi yöntemlerinden daha az olsa da Homeopati ile her şeyi tedavi edemezsiniz.

Mit 5. Kişiler Homeopatik tedavi alırken beslenme alışkanlıklarına da ciddi olarak dikkat etmelerine gerek yoktur.

Gerçek: Homeopatik tedavi alırken vücudun direncini azaltacak, kişiye zararlı yeme ve içme alışkanlıklarından uzak durmak gerekmektedir. Kişiye bireysel olarak rahatsızlık evren yiyecek ve içeceklerin yanı sıra, her vücut için zararlı olan tütün ve alkolden de uzak durmak tedavinin başarısını arttıracaktır.

Mit 6. Homeopati yalnızca kronik hastalıklarda kullanılırlar.

Gerçek: gerçekten de Homeopati kronik hastalıklarda çok sık kullanılmaktadır. Ancak akut durumda az kullanılmalarının sebebi, hastaların başlangıçta Homeopati’yi tercih etmeyip ancak diğer yöntemlerin başarısızlığında tercih etmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda hastalık akut durumda çıkmış ve kronik bir hal almış olmaktadır. Kronik hastalıkların tedavileri ise doğal olarak daha uzun sürmektedir. Homeopatik ilaçlar kronik hastalıklarda olduğu kadar akut hastalıklarda da hızlı ve güvenli olarak kullanılmaktadır.

Mit 7. Homeopatik ilaçlar şeker hastalığında kullanılamaz.

Gerçek: kullanılabilir.Taşıyıcı olarak kullanılan tabletlerdeki şeker miktarı o kadar düşüktür ki kan şeker değerini değiştirmesi mümkün değildir. Zaten çok ciddi şeker hastalığı durumunda homeopatik ilaçlar laktoz globulileri şeklinde değil, sulu çözeltileri halinde verilir.

Mit 8. Homeopat doktor bütün hastalıklar için aynı beyaz globulileri veriyor. Bu nasıl olabilir ki?

Gerçek: hastalıklara bağlı olarak homeopat doktor farklı ilaçlar kullanabilir. İlaçların hepsi aynı büyüklükteki laktoz globulilerine emdirildiklerinden ilk bakışta aynı gibi görünebilirler. Ancak taşıdıkları ilaçlar farklıdır. Binlerce farklı ilac aynı benzer glopbulilerle taşınmaktadırlar.

Mit 9. Her ilacın yan etkisi vardır. Dolayısı ile homeopatik ilaçlarında olmak zorundadır.

Gerçek: Genel olarak homeopatik ilaçların yan etkileri uygun kullanımlarda ortaya çıkmaz. Yüksek potenslerde ortaya çıkan etkiler ise kısa süreli ve geçicidir. Ancak homeopatik ilaç potensi ana tenktüre çok yakınsa ( 8C ve altı), o durumda bazı etkileri görülebilmektedir. Dünya da ana tenktüre bu denli potensteki ilaçlar klasik olarak kullanılmamaktadır.