Kanser ve Homeopati  

Samuel hahnemann tarafından bulunan homeopati 19. yy’dan beri benzerlik kanununa uygun şekilde uygulanmaktadır. Bununla birlikte homeopati, klasik tıp uygulamalarının aksine birçok farklı yaklaşımla sergilenebilmektedir. Bu durum sadece her homeopatın kendine has bir yöntem çizmesiyle sınırlı olmayıp, her hastalık durumunun da kendine has homeopatik yaklaşım gerektirmesi gerçeğini ortaya koymaktadır.

Çoğu vakada kişinin hastalığı nedeni ile ihtiyaç duyduğu remedinin sadece hastalık totalitesine uygun olmadığı, kişinin karakter yapısının ve hatta fiziksel özelliklerinin de bu ihtiyaç duyduğu remediye has özellikler taşıdığını görmekteyiz.

Akut vakalarda kişinin yapısal (kronik) ilacının haricinde yüksek seçicilikteki remedilere de ihtiyaç duyulmaktadır. Bu akut vakalardaki remediler çoğu kez, kişinin fiziksel – duygusal –mental yapısından uzak teşhis edilmektedir.

Kanser durumuna bakıldığında, kişi halen kendine has duygusal ve mental yapısal özellikler barındırmasına rağmen, aynı akut hastalıklarda olduğu gibi yapısal durumun dışında bir yön çizmektedir. Başka bir açıdan söylendiğinde; kişinin yapısal durumunun kanser gelişiminde bir panik atak, bir mide ülseri yada bir kronik idrar yolu iltihabı gibi majör rol oynamadığını görmekteyiz. Bunun nedeni hastalıkların homeopatik sınıflamadaki gerçek hastalık kategorisinden olmamasından kaynaklanabilir. 

Kanser hastalığının seyri ve müdahale etme süresinin kısalığı, klasik homeopatinin olmazsa olmazlarından olan, “bekle ve gör” prensibini uygulanmasını riskli hale getirmektedir. Bu nedenle kanser tedavisinde homeopatik yaklaşım, kanserin homeopatlara yol göstermesi değil homeopatik tedavinin kansere yol göstermesini sağlamak şeklinde olması daha uygun gözükmektedir.

Homeopatik tedavinin klasik tıp kanser tedavisine eklenmesi yarar sağlayabilir. Bununla birlikte klasik tıp kanser tedavisinin getirdiği bedensel çökkünlükler minimalize edilebilinir. ayrıca kansere bağlı, özellikle ileri evrelerde, ağrı tedavisinde ciddi bir yardımcı olabilir. Homeopati kanser tedavisinde tek başına yeterli değildir. Kişinin bedensel gücünü arttırabilmek adına yardımcı olarak uygulanabilir. 

Kanser tedavisinde, beklide en önemli olan en kısa zamanda homeopatik tedaviye başlamaktır. Bedenin yaşam gücü kritik seviyenin üzerinde iken uygulanan homeopatik tedavinin etkinliği çok daha fazla olacaktır.